Demir Bükey: ‘Kurallar İnsanların Katkısı Olmadan Hiçbir İşe Yaramaz.’
Ülkemize İleri Sürücülük Teknikleri eğitimini getiren Demir Bükey, gençlik ve trafik konularında görüşlerini bizlerle paylaştı. Ehliyeti olan insanlara kazalara karışmamayı, trafikteki tehlikelerden korunmayı öğreten Demir Bükey, aynı zamanda yılın büyük bir bölümünü eşinin ülkesi ve trafik konusunda çok ileri bir ülke olan Avustralya’da geçiriyor.
- Avustralya’da uzun yıllar yaşayan biri olarak, sizce bizdeki trafik eğitim sistemi doğru mu? |
 |
Doğrusu bütün dünyada uygulanan çağdaş eğitim sistemi olmalı. Ülkemize baktığımızda, ‘Biz AB’ye gireceğiz. Girmek için mahkemelerimizde, sivil toplum örgütlerimizde, politikada, hayatımızda birçok değişiklikler yaptık’ diyoruz. Adamlar geliyor, uçaktan iniyor ve bizim trafiğimize giriyorlar. İlk gördüğünüz bu manzaradan sonra siz ne karar verirsiniz? Bu adamlar hazır mı, değil mi? O kadar gariplikler yaşanıyor ki trafiğimizde... Trafik toplumun aynasıdır. Toplumun aynası buysa, toplum da bu demektir! Dolayısıyla biz bunu düzeltmedikçe, onların istediği noktaya gelemeyiz. Bu iki kere iki dört. Bir takım şeyleri kağıt üzerinde düzeltip, biz hazırız demekle trafik düzelmiyor.
|
- Günümüzde gençlerin trafiğe çıkmadan önceki durumları nasıl olmalı? Ehliyeti bir şekilde alıp trafiğe çıkamayanlar var, doğrusu nasıl olmalı?
Genç denince, genç delikanlıdır. İsmi üstünde... Askere de belli yaşta alırlar, çünkü o başını uzatan, cesur insandır. Limitlerini test etmek durumunda olan insandır. Mutlaka merak edip tartmak isteyen, ölçmek isteyen, mücadele eden karakterdedir. Trafikte bir araçla gencin alışverişini düşündüğün zaman çok büyük bir heyecan yaratıyor. 1 tonun üzerinde bir ağırlık, şu kadar güç, mekanik ve teknolojik bir araç. Sen bunu hareket ettiriyorsun ve buna hakim oluyorsun. Kendini geliştirme ve kendini ispat etme duygusu yaşıyorsun. Burada 2 önemli nokta var. Birincisi doğru bilgi... |
|
Birileri bize bir şeyler söylemiş, biz onları doğru kabul etmişiz. Oysa bir çok yanlış bilgi ve uygulama hala doğru sanılıyor. Diğeri de kullandığımız araçların dinamik özelliklerini bilmiyoruz, tanımıyoruz ve bize tanıtacak kimse yok. Bir uçağı aynı şekilde deneme yanılma metoduyla kaldırmak, idare etmek mümkün mü? Zaten kimse de buna yeltenmez. Öğrenmeden ben bu uçağı kaldırabilirim diyebilir misin? Diyemezsin. Uçakla trafikte kullandığımız araçlar arasındaki paralelliği maalesef bir türlü kuramamışız. Uçakta ‘bir şey olur, düşeriz’ diye korkuyoruz. Arabaya binip de, ‘bize bir şey olur, çarparız, yoldan çıkarız’ diyemiyoruz. Aradaki en büyük fark bu. Halbuki insanlar çok daha fazla ölüyor burada. ‘Nasıl olsa bize bir şey olmaz’ veyahut ‘biz bu kazayı yapmayız’ diye hareket ediyoruz. Bilgi eksik, üstelik limitleri tanımlama isteği var, üçüncüsü dünyanın en tehlikeli trafik ortamında bu işi yapacağız. Sonuç; bütün ülkelerden daha üzücü bir istatistik ortaya çıkıyor. Bunun doğrusu; önce doğru bilgi, doğru yöntemle eğitim ve sonucunda limitlerin tanımlanması ve riske girilmemesi. Bütün bunlar bir araya geldiği zaman, zaten çağdaş ülkelerde ne oluyorsa, bizde de o olacak. Yani doğruların başlangıcını saptamış olacağız.
- Türkiye’deki kurallar ve cezalar, dünya standardına göre yeterli mi? Yoksa sorun Türk sürücülerde mi?
Kurallar insanların katkısı olmadan hiçbir işe yaramaz. Bizde kurallar var, insanların katkısı yok. ‘Bir başkasına o kurallar geçerlidir, bana geçerli değil’ yöntemiyle gidiyoruz. Burada maalesef çok eksik olan şey saygı ve hoşgörü... Bir başkasına olan saygımızın ne kadar az olduğunu trafikte görüyoruz. Bizim hep ön planda olmamız gerektiğini düşünüp, bir başkasının hiçbir nedenle, hangi durumda olursa olsun bizden daha haklı olduğunu ya da yol alma hakkına sahip olduğunu kabul etmek istemiyoruz. Avrupa’da bunun doğrusunu çok iyi görüyoruz. Bilgi, beceri, sağduyu, saygı zaten bunlar esas. Kuralları koyanlar da bunun üzerine koymuşlar. Yazılı kurallar var, yazılı olmayan kurallar var. Dikkat ederseniz yazılı kurallar çok basit, kırmızıda dur, yeşilde geç. Ama bir kişiye belirli bir durumda yol verebilmek hem saygıyı ortaya koyuyor, hem de senin kazalara karışma riskini azaltıyor.Yol verirken daha az kazaya karışılır.
|
-Çocuğunuza ehliyet aldırmadan önce ne yaparsınız? Trafiğe gönül rahatlığıyla salabilmek için ne yapılmalı?
Valla, benim de bir kızım var. Ben onu 7-8 yaşında go-kart pistine götürdüm. Yani araçla olan alışverişini çok erken yaşlarda başlattım. Araçların dinamik özellikleriyle alışveriş ne kadar erken yaşta başlarsa, belirli bir noktaya gelindiğinde o bilgi ve beceri düzeyi kendiliğinden gelişmiş oluyor. Dolayısıyla bunu pekiştirmek için de gerekli olan sürücü kursu gibi yerlerden geçiyorsun ve ondan sonra da trafikte herkesin uyguladığı doğru alışkanlıkları sergiliyorsun. Küçük yaşta başlarsanız o refleks haline geliyor.Ne kadar geçe bırakırsanız, o zaman doğru alışkanlıkları otomatik olarak koyamıyorsunuz. |
|
Onun için çok erken yaşta araçla alışveriş başlamalı diyorum. Yüzde yüz trafiğe kapalı alanda araçlarla ilgili alışverişi yapacak. Belirli limitleri test edecek. Yani kendi limitlerini, aracın limitlerini, manevra olur, fren olur, kaygan yüzeyler olur. Tüm bu çalışmaları yaptıktan sonra, araca hakimiyeti sağladıktan sonra, doğru yöntemi öğrendikten sonra trafiğe çıkmak çok büyük bir avantaj. Çünkü neyin ne olduğunu biliyorsun. Gidip de yağmurlu bir havada bilmem ne kadar metrede duramayacağını bilirsen, normal kuru zemindeki gibi davranmazsın. Ama bilirsen, bilmezsen maalesef her şey tesadüflere kalıyor.
-Sizin 1992 yılından bu yana İleri Sürücülük Teknikleri eğitimleriniz veriliyor. Bu kursa katılmak için ne seviyede olmak gerekir, kimler katılabilir?
Ülkemizde ehliyet sahibi olmak demek aracını hareket ettirebilmek demek. Ama aracı hareket ettirebilmek hiçbir şey demek değil. Aracını kontrollü bir şekilde yönetebilen, yön verebilen, fren yapabilen, kendisini usta kabul eden ya da eksik hisseden, doğru bilgiye ulaşmak isteyen herkesi bekliyoruz. Kursta bu işin doğrusunu en kısa sürede ve en güvenli şekilde, hem de eğlenerek öğretebilecek bir platformumuz var. Eğitimlerle ilgili bilgi için www.demirbukey.com adlı web sitemizden faydalabilirsiniz.
-Trafikte olan gençler için son bir mesajınız var mı?
Tüm dünyada 17-25 yaş grubu trafikten en çok etkilenen gruptur. Bir çok ülkede bir yıl süreyle gençler deneme aşamasına alınır. Sıfır toleransla, yapılan hatalar hiçbir şekilde affedilmez ve hemen 6 ay iptal edilir ehliyeti, 6 ay sonra gel derler. Sıfır tolerans gençler için mutlaka uygulanmalıdır. O toleransın ne olduğunu gençler o süre içinde tanımlayabiliyor. Limitlerini öğrenmek içinse tesisler var, oraya gitsinler, karting yapsınlar. Gençlere söyleyeceğim şey şu. Genç olmak, hızı sevmek, cesaretli olmak, bu işten heyecan duymak, kazalara karışma olasılığını maalesef artırır. Burada soğukkanlı, sağduyulu, akılcı ve becerili davranmak, riskleri tanımlama çok daha önemli. Bunu gerçekleştirebilen gençler bu çok tehlikeli süreyi kazasız, ya da en az hasarla atlatır. |
|